Ana Sayfa Üyelik Paketleri Yardım
 

Tekstil Online

Tekstil Rehberi

Tekstilin Kalbi Burada Atıyor
  

 

Ana Sayfa

Firma Rehberi

Yardım

 
  

Üye Ol! - Üye Girişi - E-mail Oku - Destek

 

Tekstil Online Kimdir?  

Kelime:

 

 Gelişmiş Arama

 

Türkçe - English
Ürünlerimiz
Doküman Yönetim Sistemi
Actfax Faks Yazılımı
Mailstore Email Arşiv Yazılımı
Teklif Takip Yazılımı
Veri Bankası
Firma Rehberi Firma Rehberi
Alım Satım Talepleri Alım Satım Talepleri
Seri İlanlar Seri İlanlar
Tekstil Haberleri Tekstil Haberleri
Fuarlar Fuarlar
Tekstil Yayınları Tekstil Yayınları
Download Download
Faydalı Linkler Faydalı Linkler
Haberdar Ol !
Mailinizi kaydedin
   
    

<< Kişisel Gelişim



BİLGİ BİRİKİMİ VE ŞİRKETLER

"Her giden bir şey aldı götürdü benden” diye başlayan bir şarki vardı. Önce Erol Evgin seslendirmişti, sonra başka sarkıcılar.

Bazı takımlar yıllarca ( gerek Türkiye liginde, gerek Avrupa liglerinde) fırtına gibi eserler. Ali Kemal’li,Kadir’li,Cemil’li Trabzon spor; Fethi, Kamuran, İsmail’li Eskişehirspor ; Ali, Feyyaz, Metin’in oynadığı Beşiktaş’ı unutamayız. Avrupa’da Cruyf’lu Ayax, Beckenbaur’lu, B. Munich’in başarılarını hemen hatırlarız.

Sonra bir dönem gelir, bu takımların yıldızı söner, eski başarılar geçmişte kalır. Artık yeni takımlar gündemdedir. 10-15 yıllık devrelerden sonra eski başarılarını yakalayan bazı takımlar olduğu gibi ikinci üçüncü liglere, amatör kümelere düşenleri kapanan kulüpleri anımsarız.

Firmalarla kulüpler arasında bir benzerlik var mi? derseniz bence var.

Firmalarda belli dönemlerde gerek lider yöneticiler tarafından, bazen de konjektur gereği yükselir, yıldızlaşır ve futbol takımları örneğinde olduğu gibi nasıl olduğunu anlamadan zirvenin eteklerine yuvarlanır, küçük bir firmaya döner veya kapanır gider.

Takımları zirveye taşıyan kulüp başkanından malzemeciye kadar uzanan tüm kademeler bir ekip olmuştur. Anlayışlı birliği vardır. Lider bir antrenör, yıldız oyuncuların oluşturduğu ekip hırçın bir sel gibi önüne geleni alır götürür, sonra mevcut kadro ayni kaliteli oyuncularla takviye edilemez; gelecek için planlar ve yatırımlar yapılamaz yöneticiler değişir ; anlayış değişir; konjektur değişir. . . . gerileme baslar. Gerilemenin sebebi gerektiği gibi araştırılmaz. Takıma alelacele alınan birkaç yıldız futbolcu, o an için boşta kalmış ünlü bir antrenör ile eski basarılar tekrar beklenir. Doğal olarak geçici, kısa dönemli basarılar elde edilir. Sonra tekrar vasat çizgiye dönülür, basarinin altında yatan sırra ulaşılamamıştır.

Uzun ömürlü basarili şirketlerin yöneticileri başarılarını birbirini izleyen basarili yöneticilere borçludurlar, bu yöneticiler kendilerini firmalarını geleceğe hazırlamakla görevlendirmişlerdir. Basarinin temelinde yatan sır budur.

Takımlardaki yıldızların gidisi en azından kulüp bünyesinde konuşulur, yarattığı boşluk doldurulmaya çalışılır. Peki ye firmalardan ayrılanlar ?

İnsan sermayesi bir yerden başka bir yere giderken arkalarında görülmeyen, bazen de görülmek istenmeyen boşluk bırakırlar. Her ayrılan çalışan bir kayıptır.

Firmaların büyük bir çoğunluğunda aslında şirket faaliyetlerine ait bilgilerin büyük bir çoğunluğu insanların kafasının içinde kalır. Gerçi sektörde firma sahipleri ve tepe yöneticilerinin her şeyi bildiği(!) firma sayısı çok fazladır. Bizim bu firmalara katkımız olamaz ( ihtiyaçları olmadığı için) konumuz diğer firmalardır.

Firmalar yoğun insan sirkülasyonundan daha az etkilenmesi, firmanın gelişmesini sürdürebilmesi için insanların “bilgi” etrafında örgütlenmesini sağlamak zorundadır.

Öncelikle firmalar kendilerini bir makine, çalışanların bir cıvata anlayışından, görüntüsünden hızla uzaklaşmalı bilgiyi paylasan bir yapı içinde örgütlenmelidir. Bilgiler çalışanların beyninde sağda solda kalmış bazı evraklardan bir bilgi bankasına aktarılmalıdır. Öncelikle çalışan tüm prosesler kayda geçirilmelidir. İkinci olarak numune çalışmaları kayıt altına alınmalıdır. Üçüncü adim belli konulardaki deneyimler ( o an için çalışılsın yada çalışılmasın) kayda geçirilmelidir.

Hatalar, her seviyede yapılan hatalar kayda geçirilip her elemanın ulaşımına açık olmalıdır. Bu şekilde eski hataların tekrarlanması önlenir.

Bilginin kayda geçirilmesinden sonraki adim bilginin paylaşımı olmalıdır. Bunun için insanların birbirlerine ve çalıştığı firmaya güven duyacağı bir ortam yaratılmalıdır. İnsanlar paylaştıkça daha iyi iletişim kurarlar. Çalışanlar kendilerini daha mutlu edecek başarıları üreten bir ekipte yer almak isterler. Çalışanlar arasında ortak yönler arttıkça bilgi paylaşımı ve iletişim artar.

Bilgiyi kayda geçirdikten, çalışanların bilgiye ulaşmasına sağladıktan sonra atılacak en önemli adim çalışanların kendilerini ifade etmek, geliştirmek imkanının tanınmasıdır.

Firmamızın geleceğin basarili şirketi olmasını istiyorsak, firma sahipleri ve tepe yöneticileri yöneticilerin her şeyi bilmediğini bile bile yinede onlardan her şeyi bekleme huyundan, alışkanlığından vazgeçmelidirler.

Orta ve üst düzey yöneticiye düsen iki görev vardır. Elemanlarına “düşünme, düşüncesini ifade etme, karar verme” iznini vermek ( başkalarına bir şey gelmeyeceği teminatıyla) ; diğeri de is değiştirdiklerinde arkalarında nasıl bir miras bırakacaklarını düşünmek.

Unutmayalım en önemli miras insandır. Farkı insan yaratır.

 

 
Reklam - Giriş sayfası yap - Sık kullanılanlara ekle - İletişim Copyright © 2004-2012 Tekstil Online.comOnlinext