Ana Sayfa Üyelik Paketleri Yardım
 

Tekstil Online

Tekstil Rehberi

Tekstilin Kalbi Burada Atıyor
  

 

Ana Sayfa

Firma Rehberi

Yardım

 
  

Üye Ol! - Üye Girişi - E-mail Oku - Destek

 

Tekstil Online Kimdir?  

Kelime:

 

 Gelişmiş Arama

 

Türkçe - English
Ürünlerimiz
Doküman Yönetim Sistemi
Actfax Faks Yazılımı
Mailstore Email Arşiv Yazılımı
Teklif Takip Yazılımı
Veri Bankası
Firma Rehberi Firma Rehberi
Alım Satım Talepleri Alım Satım Talepleri
Seri İlanlar Seri İlanlar
Tekstil Haberleri Tekstil Haberleri
Fuarlar Fuarlar
Tekstil Yayınları Tekstil Yayınları
Download Download
Faydalı Linkler Faydalı Linkler
Haberdar Ol !
Mailinizi kaydedin
   
    

<< Kişisel Gelişim



OKUMAK YADA OKUMAMAK

Fobi korku demektir. İnsanlarda çeşitli fobiler vardır. Kimi yüksekten korkar , kimi kapalı yerde kalmaktan, kimi kalabalıktan korkar. 500 den fazla korku çeşidi olduğu psikologlarca saptanmıştır.

Psikologlar bu fobileri çeşitli yollarla tedavi etmektedir. (tabici fobisini tespit edip,tedavi olmak isteyenleri. . )Ancak bazı fobiler topluma salgın bir hastalık gibi yayılmıştır , fobi olarak görülmediği içinde tedavisi için çaba gösterilmez.

Bibliofobi’de toplumumuza yayılmış , büyük çoğunluğumuz da bulunan bir fobidir. Ancak toplumumuzdaki insanlar yani bizler bu fobi ’ye sahip olduğumuzu kabul etmediğimizden tedavisi olanaksızdır.

Sahi nedir BIBLIOFOBI ? derseniz hemen açıklayayım. BIBLIOFOBI kitap okuma korkusudur.

Bu korkunun toplumumuza yerleşmesinde 12 Eylül’ün büyük katkısı olmuştur. Toplatılan ; yakılan ; televizyonda teshir edilen insanların arkasında gösterilen kitaplar topluma su mesajı vermiştir. Kitap okursan basın belaya girer.
Mesaj başarıya ulaşmıştır. Renkli T. V. , video salgını şayisi hızla artan TV kanalları ; Bu kanalları doldurmak için yaptırılan ıvır-zıvır programlar ; değişen kültür anlayışı . . . Kitap , gazete , dergi okuma alışkanlığını yok etmiştir.

Memurlar için daha önce kitap okumak , gazete almak nerdeyse bir statü belirtisiydi. değişen kültürel anlayış , yüksek enflasyon memur kesiminin bu alışkanlığını yıkmıştır. Toplumu saran köse dönücülük furyası sonucunda paralı olmak önem kazanmıştır. Paranın nasıl kazanıldığı önemini kaybetmiştir. Parası olanlar konuşmaya başlamıştır.

Süreç içinde oluşan “ medya ” grupları da birbirinden sulu programlarla toplumdaki bu dönüşüme önderlik etmiştir. Bu yolculukta son istasyon Televole programları olmuştur.

Bütçelerinden kesinti yapmaya karar veren ailelerin % 11,4 ’ü kitap ve gazete almaktan vazgeçiyor. En çabuk vazgeçen meslekler arasında emekliler ( % 13,5 ) ; Esnaf ve sanayici-tüccar ( % 12,6 ) ile ilk sıraları alıyor. ( Türkiye de kitap okuma alışkanlığı “ ITO yayınları 2001 yayın No:15 ” )

Ülkemizde bırakın ortaokul mezunlarını üniversite ve lise mezunlarının şayisi milyonları asmıştır. Buna rağmen ülkemizde 7250 kişiye bir kitap düşmektedir.

Gazete ve dergilerde de durum pek farklı değil,ülkemizde yaklaşık 3 milyon gazete satılmaktadır. Değişik konularda çıkan yüzlerce derginin tirajda ~300 bindir. Son ekonomik krizde bu sayı daha da düşmüştür. Düsen sadece tirajlar değildir. basın çok büyük itibar kaybetmiştir.

Yönetici ve eğitici sorumluluğunu taşıyan bizler gerek edebi ; gerek teknik ; gerek yönetim ; gerek kalite ; gerekse kişisel gelişim konusunda hiçbir kitap okumaz isek kendimizi nasıl geliştireceğiz . Yeni gelişmeleri nasıl alt kadrolarımıza aktaracağız.

İşletme körlüğü kavramını hepimiz biliyoruz. Kitap okuma korkumuz bizi farkında olmadan gelişmelerden kopmaya ve doğal olarak da isletme körlüğüne sürükleyecektir , gelin hep beraber bu korkuyu yenelim. Günde okuyacağımız 20-30 sayfa ayda 2 kitap yılda 24 kitap demektir.

Bu fobinin tedavisi için kitap okumayı hobi olarak görmeyip;nasıl yemeye,içmeye,gezmeye zaman ayırıyorsak;okumaya da ayni şekilde zaman ayırmamiz gerektiği bilincinde olmalıyız. Okumak boş zamanları dolduracak bir meşgale değildir.

Ülkemizde kişisel gelişim ile ilgili eğitim sektöründe ayni sebeplerden dolayı gelişmemiştir. Oysa gerek kişisel gelişim seminerleri , gerek şirket kültürü ile ilgili seminerlerin sektörümüz için çok yararlı olacaktır.

ITO ‘nün 2001 yılında yaptırdığı bir araştırma sonucu İstanbul’luların % 60 ‘i düzenli gazete okumuyor. Bu oran kitap okumayanlarda % 68,5 kadar çıkıyor. ( Türkiye de kitap okuma alışkanlığı “ ITO yayınları 2001 yayın No:15 ” ) Temmuz 2001’de gerçekleştirilen bu ankete katılanların % 80 inin lise ve üniversite mezunu olduğunu belirtirsek durumun ve vahametini kavrarız.

Biz yöneticiler , okuma alışkanlığımızı yeniden kazanmalıyız. Bizim okumamız ayni zamanda beraber çalıştığımız is arkadaşlarımıza , çevremize örnek olacaktır. Okumaya önem verildikçe bu alışkanlık topluma yayıldıkça bilgi , kültür eski önemine kavuşacak , para ikinci plana itilecektir.

Dünyada gelişmişlik çıtasının parametreleri arasında artık okuma-yazma bilenlerin oranı eski bir kategorik ayrım olarak kabul ediliyor. Simdi gelişmişliğin ölçüsü bireyin bir yıl içinde kitap dergi vb. ürünler için yaptığı harcama miktarı veri olarak kabul ediliyor. Batili ülkelerde bu oran yıllık 500 $ kadar çıkıyor. Ülkemizde bu oran 2 $ ’da kalıyor.

Toplumsal dönüşüm istiyorsak toplum olarak okuma alışkanlığını tekrar kazanmalıyız.


EKREM HAYRI PEKER
 

 
 
Reklam - Giriş sayfası yap - Sık kullanılanlara ekle - İletişim Copyright © 2004-2012 Tekstil Online.comOnlinext