| |
<<
Kişisel
Gelişim
YURDUM İNSANINA UYGUN
YÖNETİCİ OLMAK...
Light, 1 kalorilik erkek gibi yönetici değil,
Taş Fırın Erkeği gibi yönetici olmalısınız...
Yönetim ve yönetici krizi yaşamıyor muyuz?
Yaşıyoruz. O zaman neden yurdum insanına uygun
yöneticinin nasıl olması gerektiğini
düşünmüyoruz? Sık yazılan ve söylenenlerin
aksine yurdum insanı, Türk insanı batı tipi
katılımcı yönetim, paylaşımcı, demokratik
yönetici mi arıyor diye düşünüyorsunuz? Belki de
yanılıyorsunuz.
Yurdum insanı için etkili yönetici kötü
yöneticidir. Sevilen bir yönetici olabilirsiniz,
paylaşımcı, takım ruhuna inanan, katılımcı model
uygulayabilirsiniz bunların hepsi sizi sevilen
bir yönetici yapar. Ancak sevilmeniz etkili
olmanız anlamına gelmez. Aksine sevilen yönetici
iseniz muhtemelen etkili de değilsiniz demektir.
Başarılı olmak için yurdum insanına uygun KÖTÜ
YÖNETİCİ (!) olmalısınız.
Alın işte size sevgili dostum Mehmet Auf ile
yazdığımız “Kötü Yöneticinin El Kitabı”nda yer
alan yurdum insanına uygun kötü yönetici olmanın
anayasasını sunuyoruz:
Yurdum İnsanına Uygun Yöneticinin Tanımı:
Benim yöneticimin ilk yapması gereken her
konunun kendisinde başlayıp aynı yerde bittiği
yaklaşımını açık ve net bir şekilde uygulamaya
koymasıdır. Çalışanlarıyla arasında açık
iletişim kanalları kurulmasına kesinlikle engel
olmalı ve emirleri vasıtasıyla çalıştırmalıdır.
Emirlerinin hiç bir şekilde tartışılmayacağını
gerekiyorsa birkaç kişinin başını yakarak
göstermelidir.
Çalışanlarının fikir, bilgi ve deneyimleri
kendisine zaten fayda sağlamayacağı için
anlamsız tartışma ve iletişimin önü kesilecek ve
kurum dikensiz gül bahçesine dönüşecektir.
Yönetici isteğini sadece bir kere anlatmalı ve
anlamadığı yerlerle iligili soru sorma
çılgınlığını gösteren çalışanlarını herkesin
önünde yerin dibine sokmalıdır. Sizin sadece
emir vermek ve hesap sormak için iletişim
kurduğunuzu bilen çalışanlarınız olabildiğince
sizden uzak durmaya çalışacak ve fırça yememek
için üretkenliklerini en üst noktaya çekmek
zorunda kalacaklardır.
1. LIGHT’lığın lüzümu yok: Bugün birçok
yönetici, yönetici kimliğini unutmuş durumda.
Daha doğrusu onlara unutturdular. Modern yönetim
uygulamaları kandırmacasıyla, katılımcılık,
paylaşımcılık, lider yöneticilik
yutturmacalarıyla sizi kandırdılar. Etkili
yöneticiliği yanlış tarif ettiler. Tüm bunlar
siz etkili yönetip başarılı olmayın diye
yapıldı. Yöneticilik, patronluk sizin
genlerinizde var. Siz yönetmek için
yaratılmışsınız zaten.
Unutmayın siz bir yöneticisiniz ve doğal olarak
da patronsunuz, yani mükemmelsiniz.
Çalışanlarınız ise sadece “Onlar” Bu nedenle
onları çok da fazla önemsemeyin...
2. Etkili olun: Etkili yönetici, astlarınca kötü
gözle görülür, o nedenle etkili yönetici kötü
yöneticidir. Yani kötü insan olarak görülür.
Varsın olsun, önemli olan etkili şekilde
yönetmektir. Siz sevilmek zorunda değilsiniz.
Siz iyi yönetmek, başarılı ve kalıcı olmak
zorundasınız.
3. Patronun siz olduğunu herkes bilmeli:
İyi patron olmak için birinci kural; zor adam
olmaktır. Her detaya inmeli ve sonuçta tek siz
karar vermelisiniz. Yetki devretmiş gibi
görünseniz bile her şey sizin kontrolünüz
altında olmalı. “Dediğiniz dedik çaldığınız
düdük” olmalıdır.
4. Göreviniz ceza:
Yöneticinin görevi planlar yapmak, bunların
uygulanması için personeli desteklemek, gerekli
sistem ve ortamı yaratmak değildir. Görev,
işlerin yapılıp yapılmadığını sıkı şekilde
denetlemek ve yapılmadığı zaman
cezalandırmaktır.
5. Çatışmaları sevin: Çatışma mı?
Çatışmalara bayılmalısınız. İşyerinde çalışanlar
arasında problemlerin ortaya çıkması sizin
kıymetinizin ortaya çıkması açısından oldukça
faydalıdır. Personelinizin arasındaki
çatışmalardan memnun olmalısınız. Buna engel
olmayın.
6. Uzlaşmayın: OECD’nin yaptığı bir araştırmaya
göre biz uzlaşmayı sevmiyormuşuz. Neden
sevmeyelim ki canım, bizim istediğimiz olursa
uzlaşırız tabi. Sizin istediğiniz olmadan
uzlaşmayın.
7. Sadece kendinize güvenin: Ne demişler “Babana
bile güvenme”. Güzel bir söz... Boşuna dememiş
atalarımız. Güveni boşverin ve sırtınızı sağlama
almaya çalışın. Temelde iki şeye güvenmelisiniz:
1. Kendinize 2. Yine kendinize
8. Ne motivasyonu?: Bir çalışanı en çok bir işe
sahip olması motive eder. Yönetici olarak bir
çalışandan esas olarak öğrenmek istediğiniz, onu
neyin motive ettiği değil, neyin en çok
korkuttuğudur.
9. Açık kapı politikası uygulayın: Bazıları iyi
yöneticinin kapısının sürekli açık olması
gerektiğini, ulaşılabilir olması gerektiğini
söylerler. Ancak, açık kapı cereyan yapar. Bizce
kapılarınızı açık bırakmanızın bir sakıncası yok
yeter ki siz içeride olmayın.
10. Duygusuz olun: Duygular mı? Onlar da neymiş?
İşle ilgili olumsuz duygular mı? Siz
personeliniz sizi veya kurumu sevmesini
istemiyorsunuz ki. Onlar kalplerinin değil
mantıklarının sesini dinlemeliler.
11. Dolaylı iletişin: Yurdum insanı söylemez,
söylenir. Biz “Kızım sana söylüyorum, gelinim
sen anla” felsefesini uygularız. Etkili bir
yönetici olmak için de bu felsefeden
vazgeçmemelisiniz. Sizin elemanlarınıza doğrudan
söyleyebileceğiniz bir şey yoktur.
12. İnisiyatif vermeyin: İnisiyatif de ne
demekmiş? Teoride, çalışanların kendi
kendilerine karar almaları ve uygulamaları
olduğu söyleniyor. Peki siz orada necisiniz? Siz
neyi yöneteceksiniz? Eğer insanlar kendi
kendilerini yönteceklerse, yönetebileceklerse
size ne ihtiyaç var?
13. Zamanını bekleyin: Yapılması gerekli işin,
yapılması gerekli zamanda, yerde, doğru ve tam
olarak yapılması önemlidir. Bu nedenle “Yumurta
kapıya gelmeden” iş yapmayınız. Çünkü olmuş ile
olacağa çare yoktur. Neyin önlemini alacaksınız
ki? Yurdum insanı gayet iyi bilir ki “Kul
sıkışmayıca hızır yetişmezmiş”.
14. Yaratıcıları yerebatırın: Her ne kadar
yenilik ve yaratıcı düşüncenin şirketler için
yararlı olduğu söylense de, bu fikirlerin kimden
çıktığı önem taşır. Eğer yaratıcı, yenilikçi
fikirler sizden çıkmış ve kabul görmüşse sorun
yok. Fakat ya elemanlarınızdan böyle fikirler
çıkarsa ne yapacaksınız? Şunu; dışlayacak,
bastıracak, iteleyecek, kakalayacak ve yere
batıracaksınız. “Eski köye yeni adet mi
getiriyorsun?” “De geeet” “İcat mı
çıkarıyorsun?” “Atma Recep din kardeşiyiz”
“Senin başka işin yok mu?” “Git oradan” “Anlat,
anlat hoşuma gidiyor”
15. Karizmayı çizdirmeyin: Biliyorsunuz görünüş
her şeydir. Beyninizin içinin dolu olması değil,
dış görünüşünüz her zaman için daha önemlidir.
Fikirsel değil, fiziksel karizmaya sahip olun.
Çünkü fikir üretmek, fikirlerle insanları
etkilemek zor ve yorucu bir iştir.
16. Stratejik yönetim: Ana stratejiniz
birilerini takip ve taklit etmek olmalıdır. Bu,
bugüne kadar hep işe yaramıştır. Zahmete
girmeyin ve stratejinizi taklit üstüne kurun.
Denenmiş ve ispatlanmış şeyleri taklit etmek en
güvenli stratejidir. Zaten strateji risk almamak
demektir.
10 Aralık 2004
MURAT TOKTAMIŞOĞLU
Kaynak:
http://www.kigem.com/content.asp?bodyID=1075 |